ırak işgali ve türkiye

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ırak işgali ve türkiye

Mesaj tarafından asi_ve_mavi Bir Çarş. Mart 21, 2007 1:19 am

Irak İşgali, 20 Mart 2003 tarihinde ABD ve müttefikleri İngiltere, İtalya, Polonya, Avustralya'nın desteğiyle Irak Cumhuriyeti'nin işgal edilmesi.
Bu işgal öncesi ABD Türkiye'den Silahlı kuvvetlerinin konuşlanması ve Kuzey Irak'a geçişi için talepte bulunmuş ancak butalep 1 Mart tezkeresi ile reddedilmiştir.
Amerikan emperyalizminin ve "müttefikleri"nin 20 Mart 2003 sabahı başlayan 4.çü yılı geride kalırken, yapılan tüm askeri teröre, politik manevralara rağmen silahlı direniş kırılamamış ve Amerikan askeri güçlerinin kayıpları 1.543'ü bulmuştur. 1.543 Amerikan askeri direnişçiler tarafından öldürülürken, 11.664 Amerikan askeri yaralanmış ve savaş dışı kalmıştır. "Müttefikler"iyle birlikte toplam asker kaybı 1.718'e yükselmiştir. Amerikan askerlerinin yanında, 87 İngiliz, 21 İtalyan, 17 Polonyalı, 17 Ukraynalı, 11 İspanyol, 8 Bulgar, 3 Slovak, 2 Hollandalı, 2 Tayvanlı, 2 Estonyalı ve birer Danimarkalı, Macar, Kazak, Litvanyalı asker öldürülmüştür.
Amerikan emperyalizmi artan kayıpları karşısında Vietnam'da kullandığı pasifikasyon yöntemlerini uygulamaya sokmuştur. Bugün Irak'ta uygulanan temel pasifikasyon yöntemi savaşın "Iraklılaştırılması"dır. Bu yöntemin özü, işbirlikçi Iraklılardan oluşturulmuş askeri birlikler kurmak ve bunlar aracılığıyla silahlı direnişi bertaraf etmektir. Dolayısıyla savaş sahnesinde Amerikan askerlerinin yerini işbirlikçi Iraklı askerler almıştır. Bunun sonucu ise, asker ve polis olarak 3.000'e yakın işbirlikçinin yaşamını yitirmesidir. Bir başka ifadeyle, silahlı direniş tarafından öldürülen 3.000 işbirlikçi Iraklı, öldürülmesi kaçınılmaz olan 3.000 Amerikalının yerine geçmiştir.
Gerek işbirlikçilerinin, gerek kendi kayıplarının sürekli artması karşısında çaresizliğe düşen Amerikan emperyalizmi, Felluce başta olmak üzere pek çok direniş yerlerine karşı topyekün saldırılar başlatmış ve binlerce Iraklıyı katletmiştir.
Aradan geçen iki yıl sonunda, Cengiz Çandar'ın Mayıs 2003'deki sözüyle söylersek, "direniş, başı kesilmiş bir tavuk gibi bir süre daha debelendikten sonra, çok muhtemeldir ki, ezilecektir" denilen silahlı direniş gücünde hiçbir eksilme olmaksızın sürüyor olması, Irak işgalinin Bush ve "neo-con"larının sandığı kadar kolay olmadığını, tüm dünyaya göstermiştir.
İşgalin ikinci yılında Amerikan emperyalizminin elinde kalan ise, 1.543 ölü, 11.884 yaralı, üç sivil yönetici, iki işbirlikçi devlet başkanı ve başbakan ile geçici iki "meclis" ve bir düzmece seçimdir.
30 Ocakta yapılan "ilk demokratik seçim"ler (!) öylesine "büyük ilgiyle karşılanmış"tır ki, katılım oranı %58 olarak gerçekleşmiştir. "Batı" ülkelerinde %40 katılım oranıyla yapılan seçimler "demokratik" kabul edildiği için, bu katılım oranı hayda hay "demokratik" kabul edilmiştir.
Yine "resmi" açıklamaya göre, 8,5 milyon kişi oy kullanmıştır. Bu oyların 4 milyonunu (%48,2) şiilerin, 2,2 milyonunu (%25,7) Kürtlerin ve 1,2 milyonunu (%12,Cool Allawi'nin sünnilerinin aldığı ilan edilmiştir. Oylar öylesine milimetrik olarak dağılmıştır ki, seçimleri boykot eden sünni kesim dışta bırakıldığında, kalan seçmenlerin neredeyse %100'ü sandık başına gitmiştir. Yani şii ve Kürt kesimlerinde seçime katılım oranı %100 olarak görünmektedir. Üstelik tüm sonuçlar tahmini nüfus sayımına milimetrik olarak uygundur.
Bu uyumlandırılmış masa başı "demokratik seçim" sonucunda oluşan "parlamento" Celal Talabani'yi devlet başkanı seçerek "yeni dönem"in başladığını ilan etmiştir.
Bu seçim gösterilerine rağmen, silahlı direniş, tüm kehanetlere rağmen, "başı kesilmiş bir tavuk gibi bir süre daha debelendikten sonra, çok muhtemeldir ki, ezilecektir" diyenlere rağmen varlığını ve gücünü korumuştur.
Irak işgali ikinci yılını tamamlarken Amerikan emperyalizmi cephesindeki en önemli gelişme Wolfowitz'in Dünya Bankası başkanlığına getirilmesidir.
Dünya Bankası başkanlığına atanan Wolfowitz, Amerikan Savunma Bakanı Rumsfeld'in yardımcısı olup, Mayıs 2003'de aşağıdaki sözleri söyleyerek Türkiye'yi tehdit eden "büyük Türk dostu"dur:


"Şöyle bir Türkiye olmalı: Her şeye, Kuzey Irak'ta olan her şeye şüpheyle yaklaşmayan, 'Amerikalıların ne istediğini umursamıyoruz' demeyen, 'İran ve Suriye ile ne problem olursa olsun onlar bizim komşumuz' demeyen bir Türkiye olmalı. Şöyle bir Türkiye olmalı. 'Evet biz bir hata yaptık' demeli... 'Irak'taki olaylara daha duyarlı davranmalıydık. Bilmedik. Ama artık biliyoruz. Nerede ne kadar yardımcı olabiliyorsak o kadar yardımcı olmalıyız Amerikalılara' demeli. Çünkü bu Türkiye'nin çıkarları için de çok önemli, Türkiye oradaki gelişmelerden en hızlı ve de en fazla yararlanacak ülke." (7 Mayıs 2003)

İşte bu Wolfowitz, bugün Dünya Bankası'nın, resmi adıyla International Bank of Reconstruction and Development IBRD, yani Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası'nın başkanlığına getirilmiştir.
Wolfowitz, 1968-1981 yılları arasında Dünya Bankası başkanlığı yapan Robert McNamara'dan sonra Amerikan Savunma Bakanlığı'ndan (Pentagon) Dünya Bankası'na atanan ikinci kişidir.
1968-1981 döneminde Dünya Bankası başkanlığını yapan Robert McNamara, Kennedy ve Johnson döneminde Savunma Bakanı olarak görev yapmıştır. Amerikanın Vietnam'a doğrudan müdahalesinin mimarı olan Robert McNamara, Vietnam'da 1965-1968 döneminde yürütülen her türlü pasifikasyon ve imha operasyonlarının planlayıcısı ve uygulayıcısı olmuştur. Vietnam savaşının planlayıcısı ve uygulayıcısı olan McNamara'nın Dünya Bankası başkanlığına atanmasıyla birlikte, Dünya Bankası, görüntüsel "imar ve kalkınma bankası" olmak işlevini tümüyle bir yana bırakmış, Amerikan emperyalizminin dünya çapındaki kontra-gerilla faaliyetlerinin resmi "finansatörü" haline gelmiştir.
Özellikle 1970'li yıllarda Dünya Bankası kredilerinin kırsal bölgelerdeki küçük üreticiliğin desteklenmesine yönlendirilmesini gerçekleştiren kişi McNamara'dır. Türkiye Devriminin Acil Sorunları-I'de ayrıntılı biçimde ortaya konulduğu gibi, Dünya Bankası kredileriyle küçük üreticiliğin desteklenmesinin temel amacı, kırsal alanlarda kapitalizmi geliştirerek iç pazarı genişletmek ve kır gerilla faaliyetlerinin yoğunlaştığı ülke ve bölgelerde kitle pasifikasyonunu sağlamak olmuştur.
Vietnam savaşının planlayıcısı, başlatıcısı ve yürütücüsü olan bir Amerikan Savunma Bakanından başka ne beklenebilirdi ki!
Ve bugün Irak savaşının teorisyeni olarak bilinen, Pentagon'un "ikinci adamı" Wolfowitz'in Dünya Bankası başkanı olarak atanmasıyla birlikte, Dünya Bankası yeniden kontra-gerilla faaliyetlerinin resmi ve uluslararası finansatörü haline gelmektedir.
Wolfowitz'in Dünya Bankası başkanlığına getirilmesiyle birlikte Amerikan emperyalizmi bir taşla birkaç kuş vurmayı hesaplamaktadır.
Öncelikle Irak'ın "yeniden imarı" için ABD bütçesinden yapılan harcamalar Wolfowitz aracılığıyla Dünya Bankası fonlarına kaydırılacaktır. Bu yolla Irak işgalinin ABD bütçesinde yarattığı açık kısmen kapatılmış olacaktır.
İkinci olarak, Dünya Bankası "proje kredileri", olabilecek en esnek biçimde Amerikan emperyalizminin politikalarını kayıtsız-şartsız destekleyen ülkelere kaydırılacaktır. Eğer Dünya Bankası "proje kredisi" desteği ala ilgili ülke, Amerikan emperyalizmin çizgisinin dışına çıkma eğilimi gösterirse, bu krediler en hızlı biçimde kesilebilecektir. Böylece Dünya Bankası kredileri rüşvet ve şantaj aracı olarak daha yoğun biçimde kullanılacaktır.
Üçüncüsü, Wolfowitz aracılığıyla Dünya Bankası kredileri, "demokratikleştirilmesine" karar verilmiş "Büyük Ortadoğu" ülkelerindeki iktidar değişikliklerini sağlamak amacıyla kullanılacaktır.
Dördüncüsü ve en önemlisi ise, tümüyle Amerikan emperyalizminin çıkarlarıyla örtüşen bu faaliyetler, ABD bütçesinden hiçbir harcama yapılmaksızın yürütülecektir.
Yakın tarih hakkında az çok bilgisi olan herkesin görebileceği gibi, Amerikan emperyalizmi "küçük bir aradan sonra" yeniden Vietnam savaşı yıllarındaki pasifikasyon ve askeri müdahale politikalarına bir bütün olarak geri dönmektedir. Bu geri dönüş Wolfowitz'in Dünya Bankası başkanlığına atanmasıyla birlikte tamamlanmış olmaktadır.
Bu gelişmeler karşısında Amerika'nın Irak işgaline karşı çıkan Avrupa'nın "demokrat" emperyalist ülkelerinin yaptığı tek şey, Wolfowitz'in atanmasını oybirliği ile onaylamak olmuştur.
Bu "demokrat" emperyalist ülkelerin bu atamadan ve bununla birlikte Dünya Bankası politikalarında meydana gelecek değişiklikten beklentileri ise, Amerikan emperyalizminin kendilerinden talep ettiği Irak işgal giderlerinin (kendi ifadeleriyle "Irak'ın yeniden inşasının") bir bölümünün Dünya Bankası fonlarıyla karşılanabilecek olmalarıdır.
Özetle, Irak işgali üçüncü yılına girerken Wolfowitz'in Dünya Bankası başkanlığına atanması, Dünya Bankası'nı, bir kez daha tüm emperyalist ülkelerin ortak kitle pasifikasyon örgütü haline getirmeyi amaçlamaktadır. Amerikan emperyalizminin askeri güçleriyle yetersiz kaldığı yerlerde Wolfowitz'in başkanlığında Dünya Bankası, "ot-sopa diyalektiği" çerçevesinde devreye girecektir.
"Globalizm"e son noktayı koyan Irak işgali, üçüncü yılına girerken, bir kez daha yeni bir döneme damgasını vurmuştur. Irak'taki silahlı direniş, sadece bu özelliğiyle bile tarihteki onurlu yerini şimdiden almıştır.
avatar
asi_ve_mavi
Moderator
Moderator

Mesaj Sayısı : 131
Kayıt tarihi : 16/03/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ırak işgali ve türkiye

Mesaj tarafından Admin Bir Çarş. Mart 21, 2007 2:29 am

paylaşımın için teşekkürler
avatar
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 139
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 16/03/07

Kullanıcı profilini gör http://www.guvenbil.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ırak işgali ve türkiye

Mesaj tarafından Av. Eyüphan Bir Çarş. Mart 21, 2007 2:02 pm

Masum halka üzülmemek elde değil lakin millet olamamış her devletin makus kaderi böyle olmaktadır.
avatar
Av. Eyüphan
Moderator
Moderator

Mesaj Sayısı : 41
Kayıt tarihi : 18/03/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ırak işgali ve türkiye

Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Mart 22, 2007 12:10 am

gazetede bir haber okudum saddamın heykelini yıkan adam ''pişmanım'' diyomuş buna tükürdüğünü yalamak denir
avatar
Admin
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 139
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 16/03/07

Kullanıcı profilini gör http://www.guvenbil.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ırak işgali ve türkiye

Mesaj tarafından Av. Eyüphan Bir Perş. Mart 22, 2007 12:40 pm

Admin demiş ki:gazetede bir haber okudum saddamın heykelini yıkan adam ''pişmanım'' diyomuş buna tükürdüğünü yalamak denir

O gün çok mutluydu ama Smile Aldılar mı Özgürlük ve demokrasi
avatar
Av. Eyüphan
Moderator
Moderator

Mesaj Sayısı : 41
Kayıt tarihi : 18/03/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ırak işgali ve türkiye

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz